Tüsap Sağlık Zirvesinde Türkiye’de Sağlıkta Yakın Gelecek Konuşuldu

Tüsap Sağlık Zirvesi

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş: “Türkiye artık sağlıkta yeni bir döneme geçiyor”

Sağlıkta dönüşümde başarılı bir süreç yaşandığını ve artık yeni bir döneme geçmek gerektiğini kaydeden Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, sağlıkta yapılan tüm işlemlerin çıktılarının değerlendirileceğini ifade etti. Sağlık sektörünün yakın geleceğinin konuşulduğu TÜSAP Sağlık Zirvesinde, Türkiye’de big data ve yapay zeka ile sağlık hizmet sunumunda dinamik bir servis verme imkanı sağlanabileceğinden bahsedilerek sağlık hizmet sunumunda inovasyon konusu gündeme taşındı.

Sağlık sektörünün liderleri, beşinci kez, 23 Aralık Cumartesi günü Çırağan Sarayında, TÜSAP Sağlık Zirvesinde biraraya geldi. Sağlıkta sürdürülebilirlik vizyonu ile yıl boyunca düzenlenen 4 TÜSAP Vizyon Toplantısının çıktılarının değerlendirildiği Zirve, başta Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, SGK Başkanı Dr. Mehmet Selim Bağlı, OHSAD Başkanı Dr. Reşat Bahat, TBMM Milletvekili Prof. Dr. Vural Kavuncu, Harvard Üniversitesi, Küresel Sağlık Sistemleri Bölümünden Prof. Dr. Rifat Atun ve TÜSAP Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Aydın olmak üzere kamu ve özel sektörün ileri gelenlerinin katlımı ile gerçekleşti.

Siemens, EY, Eczacıbaşı ve Türkiye Sigorta Birliğinin katkıları ile yapılan TÜSAP Sağlık Zirvesinde, Türkiye’de sağlık sektörünün yakın geleceğine ışık tutuldu.

“Sağlıkta dönüşümün tüm meyvelerini yedik”
Türkiye’de sağlık sisteminin 2002’li yıllarda dibe vuran bir sistem halindeyken bugün servis sunumu, hastane hizmet kapasitesi ve kalitesi, insan kaynağı gibi konuların geliştirilmesinde önemli bir yere geldiğini ifade eden Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, “Sağlıkta dönüşümün tüm meyvelerini yedik. Türkiye’nin artık sağlıkta o dönemi kapatıp yeni bir döneme geçmesi gerekiyor. Sağlıkta memnuniyet yüzde 75’lerde… Bu, orta gelir tuzağı gibi, daha üzerine çıkmıyor. Bunu aşmak için birçok boyut var. Sağlık, sadece Sağlık Bakanlığının projeksiyonu ile olan bir iş değil. Diğer Bakanlıkların katılımları, Kalkınma Bakanlığının programı gibi ülkenin eylem planlarının da içinde olduğu bir sistem. Parayı da orası veriyor ve biz o paraya göre burayı dizayn etmek zorundayız. 2018’de senin harcayacağın miktar budur, buna göre çalışmanı yap, deniliyor. Tabi, şapkadan tavşan da çıkarmak gerekiyor” dedi.

“Yapılan tüm işlemlerin çıktılarının değerlendirilmesi gerekiyor”
Bir kişinin sağlık sisteminden faydalandığı bedelin 500 dolar civarında olduğuna dikkat çeken Gümüş, “Bunun 100 dolar kadarı cepten harcama… Yani 400 dolar gibi bir harcama yapılıyor. Bu çok uygun bir ücret, çok uygun bir hizmettir. Artık burada bizim bununla övünmememiz gerekiyor. Bu işin çıktıları nedir, yaptığımız iş doğru mudur, bunu ölçmek gerekiyor. Bunları yeni dönemde yapacağız. Sağlıkta dönüşümün devamı dediğimiz bu dönemi analiz ettik, gelecek projeksiyonu çalışalım, dedik. Yapılan tüm işlemlerin çıktılarının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yani bu döner sermaye dağılımını, ücret dağılımını hakkaniyetli yapmamız zaten sahadan gelen taleptir. Artık, siz bunu neye göre birine 10 bin, diğerine 20 bin liradan veriyorsunuz; çok yaptığı için mi yoksa yaptığı işi daha kaliteli, değer bazlı yaptığı için mi, bunları çalışacağız. Bununla ilgili tüm dernekler, STK’lar, hizmet verenler olarak sonuçları değerlendirerek döner sermaye revizyonu yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.
1.Basamak sağlık hizmetlerinin önemli bir konu olduğunu sözlerine ekleyen Gümüş, “Türkiye’de Aile Hekimliği sistemi 6 yıl önce kurgulanmış, 23 bin aile hekimimiz var. Nüfuslar bağlanmış… Ama burada bir revizyon gerekiyor. Yeni dönemde aile hekimlerimizin sayısını artıracağız. Türkiye’de 40 bin aile hekimi olması gerekiyor. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde 17 bin aile hekimini daha oraya vererek aile hekimliği sistemini destekleyeceğiz. Sevk zincirini pilot olarak başlatıp mümkünse daha basit hastalıkların aile hekimleri tarafından çözülmesini sağlayacak yapıyı oluşturmamız gerekiyor. Şu anda 3500 hasta düşen bir aile hekimine sek zincirini uygulatmamız mümkün değil. Özellikle aile hekimlerimiz için sağlıklı hayat merkezlerinin dizaynını çalışıyoruz. Bunlar 8-10 aile hekiminin ortak kullanacağı mekanlar” diye devam etti.

Kanser, kronik hastalıklar ve diyabeti gibi hastalıkları göz önünde bulundurmak gerektiğine değinen Gümüş, “Özellikle kronik hastalıklarla ilgili mücadele edilmesi gereken alanlar var. Türkiye’de genç nüfus azalıyor. 2017’de genç nüfus yüzde 23’lerde… 2021 projeksiyonunda bunun yüzde 21’lere ineceğini görüyoruz. Yaşlı nüfus 2017’de yüzde 8,4, 2023’te yüzde 10 oranlarında artacak. Artık politikaların yaşlı nüfuslara yönelik de yapılması gerektiğini görüyoruz” dedi.

“Türkiye bugün İsveç ve Norveç gibi bir genel sağlık sigortasına sahip”
TÜSAP’ın kamu, özel sektör ve STK temsilcileri gibi tüm paydaşları biraraya getirmesinin önemli bir fırsat olduğunu söyleyen SGK Başkanı Selim bağlı, 2002 yılından itibaren Türkiye’nin temel kalkınma carisi olarak sağlıkta merkezi ve yönetim bütçesinden ayrılan kaynak itibariyle kalite, kapsam ve verimlilik anlamında gelişmiş ülkeler seviyesini yakaladığını ifade etti.

Genel Sağlık Sigortasının kapsam itibari ile dünyanın en geniş sistemi olduğunu belirten Bağlı, “Derinlik itibari ile de bu kadar ciddi bir sağlık paketini sunan bir ülke olarak Batı ülkeleri ile rekabet edebilecek durumdayız. Öğrencilik yıllarımda en iyi sosyal devlet uygulama örnekleri olarak hep İskandinav ülkeleri örnek verilirdi, yarı sosyalist devletler denilirdi. Hakikaten GSYH’larına baktığımızda yarısı kamu harcamalarına gidiyordu. Sosyal koruma harcamalarına baktığımızda çok iyi bir durumdaydı. Türkiye bugün Genel Sağlık Sigortasıyla; paketin kapsamı, güvencesi ve derinliği itibari ile İsveç ve Norveç gibi bir genel sağlık sigortasına sahip. Kişi başına milli geliri 10 bin dolar olan bir ülkede bunu yürütebilmek hakikaten bir Türk mucizesi” dedi.

Özellikle eğitim ve sağlıkta ne kadar hizmet üretiliyor ise o kadar çok talep yaratılmış olduğuna değinen Bağlı, “Sağlık hizmetinde kalite ve memnuniyeti artırarak bunu sürdürülebilir bir mali denge içinde götürmek gerekiyor. Neredeyse dünyanın en değerli verilerinin burada olduğu bir MEDULA sistemimiz var. Bu sistemi etkin bir şekilde kullanarak, nereye gidiyoruz, önümüzdeki açmazlar, tehditler, riskler, fırsatlar neler, tüm bunlara ilişkin siyasal karar vericilere yeterli, etkin bilgiyi zamanında vermemiz gerekiyor ki bir politika belirlensin ve biz de o politikaları uygulayalım. Bu tip platformlarda, sektörün tüm temsilcileri ile biraraya gelip, çalışma grupları oluşturarak belirli alanlara parmak basmak ve burada oluşan birikimi yine siyasal karar merciine ileterek bunların bir kamu politikasına dönüşmesini sağlamak gerekiyor. Toplantının bu anlamda ufuk açıcı olacağını, ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Yapısal problem var”
Konuşmasına SGK Başkanına teşekkür ederek başlayan OHSAD Başkanı Dr. Reşat Bahat; “Önemli bir değişiklik var. Sosyal Güvenlik Kurum Başkanı olarak bizi, yeni bir sözleşme yapacağım, gelin itiraz ettiğiniz noktalar nedir, neleri dikkate alabiliyoruz, diye davet ettiler. Her itirazımızın gerekçesini bizden dinlediler ve gerekçe mantıklı ise kabul ettiler. Bu bizim için özel sektörde çok anlamlı bir kırılma idi. En azından bu yönü ile ilgili büyük bir güven var” dedi.

“Neticede eleştirmek zorunda olan bir koltukta oturuyorum ama çözümünü de söylemem lazım” diye sözlerine devam eden Bahat, “Muhtemelen halkımıza, cebimizden fazla sözler verdik ve bu para ile sözleri tutmamız zor olacak. Kamu, hastane işletir ya da işletmez bu siyasetin bileceği iştir. İşletmesi de gerekiyor. Dünyanın birçok yerinde Kamu hastane işletiyor. Hiç işletmediği ülkelerde de durum çok parlak değil. Ama hep söylenen, ‘Sağlık Bakanlığı hastane işletmesin’ şeklindeydi. Çünkü Sağlık Bakanlığının hastane işletmesi demek aslında eski SSK’nın hastane işletmesi demektir. Sağlık Bakanlığının SUT’u yok. Maliye Bakanlığından, SGK’dan bir bütçe alıyor, yetmeyeni aynı kurumlardan tekrar alıyor. Yani elinde bir bütçe var ve o bütçe ile vatandaşına hizmet sunuyor. Aslında SGK’nın bir şey ödediği falan yok, SGK aracılığı ile paranın bir kısmı gidiyor” şeklinde konuştu.

Hayatın dinamik olduğu ve özellikle eğitim ve sağlık hizmetlerinin çok farklı olduğunu sözlerine ekleyen Bahat konuşmasını şöyle sürdürdü: “SGK olarak çok iyi bir kurumumuz var. Türkiye bütçesinin yaklaşık yüzde 50’sinden bahsediyoruz. Ancak bütçesi gerçekten kendi elinde değil. Ben burada herhangi bir kimseyi değil, sistemi eleştiriyorum. Bu yanlış yapılanmış bir sistem. 3-4 bin hizmet sunucusu, SGK’sı var, bütçesi kendinde değil. O kadar bütçesi ve iradesi kendinde değil ki, sağlıktan topladığı ile emekliliği finanse ediyor. Emekliliğe sağlıktan topladığından 10 Milyar TL para aktarıyor. Biz eski hükümetler zamanında yanlış yapılandırılmış emeklilik sistemini finanse eder hale gelmişiz. Sadece bu 10 Milyar bile sağlık sektörüne aktarılsa, sektör yeniden canlanmaya devam edecek. Problemlerimizin özel sektör ile ilgili olanı çok yapısal değil, para ile ilgili… Kamu ile ilgili kısım ise artık yapısal olmaya başladı.”

“Inovasyonun sunumu çok gelişti, ancak sağlık hizmet sunumunda inovasyon hiç değişmedi”
Türkiye’nin politik, ekonomik ve güvenlik konularında büyük bir dönemeçten geçtiği gibi sağlıkta da büyük bir süreçten geçtiğini ifade eden Harvard Üniversitesi, Küresel Sağlık Sistemleri Bölümünden Prof. Dr. Rifat Atun, “Inovasyonun sunumu çok gelişti, ancak sağlık hizmet sunumunda değişen bir şey yok. Sunumda olan yavaş gelişmenin neticesinde sağlık hizmet sunumu modelleri 20. Yüzyılda verilen servislerle aynı kaldı. Inovasyonların sunumlarına bakacak olursak, robotik cerrahi, organ çipleri, ileri görüntüleme gibi çok enteresan gelişmeler var. Halbuki sunumda inovasyon gelişmedi. Sağlık servislerinin sunumunun geliştirilmesi için büyük çalışmalar gerekli…” dedi.

Türkiye’nin inovasyon yapan bir ülke haline gelmesi için farlı bir mantık ile hareket etmesi gerektiğini kaydeden Atun, “Sağlık sunumunda ilk yapılan şeylere göz atacak olursak; ilk olarak temel bilimler gelişmiş ki Türkiye’nin bu konuda büyük yatırım yapması lazım. Öncelikle üniversitelere yatırım yapılması lazım. İkinci olarak uygulama bilimleri, üçüncü olarak ise sentetik bilimlerin yapılması için yatırım gerekli. Ancak sunumda bir yenilik yapılacak ise bunun bir ötesine gidilmesi lazım. Psikoloji, ekonomi, sistem bilimleri, dilbilim, davranış bilimi, tasarım, mimarlık, yöneylem araştırması gibi çok değişik bilimlerin ortak olarak birlikte çalıştırılması gerekiyor ki sağlık servis sunumunda bir yenilik yapılabilsin. Türkiye için bu neden önemli derseniz, bilhassa biyoteknoloji alanlarında rekabet zor olur. Bu bölümlerin gelişmesi çok yıllar alır ve inovasyonun büyük bir kısmı da bu bölümlerde oluyor. Sağlık sunumunda inovasyon tüm ülkelerde çok az… Türkiye bu alanlarda yatırım yapıp büyük bir rekabet sağlayabilir. Tüm bu bölümleri bir ekosistem içinde birlikte çalıştırabilirse, bu alanda yeni bir ortam yaratabilir. Bilgiye bağlı ekonomiye geçiş yaparken bu çok önemli. Çünkü üretimden servis veren ekonomiye geçiş yapacaktır” şeklinde konuştu.

Türkiye’de big data ve yapay zeka ile sağlık hizmet sunumunda dinamik bir servis verme imkanı sağlanabileceğine değinen Atun, konuşmasında “Big data ve bu veri tabanının yaratacağı olaylar çok fazla… Bir bireyin doğumundan ölümüne kadar her şeyi takip edebiliyorsunuz ve bunu yapabilme olasılığı olduğu için de bireye yönelik servis yaratma olasılığına sahip oluyorsunuz. Sadece sağlık sektörü için değil diğer sektörler için de bu böyle… Böylece kişiye ve topluma odaklı servis verme olasılığınız oluyor. Yapay zeka kullanılıp dinamik bir servis verme olasılığı sağlanıyor. Türkiye’de böyle bir sistem yaratılabilir. Türkiye için SGK büyük avantaj. Bu verilerin tümü SGK’da toplanabilir. Diğer verilerin oluşması için bir ağ bank kurulabilir. Karar destek sisteminin oluşması için bir sistem kurgulanabilir. Büyük bir veri tabanı olduktan sonra yapay zekaya geçilip öğrenen makine yapma olasılığı ortaya çıkmış olur” ifadelerine yer verdi.

“Sağlık ve yaşam beklentileri yükseliyor”
Artık Türkiye’de anne ve bebek ölümleri ile ilgili farklı rakamların telaffuz edildiğinden ve doğumda beklenen yaşam süresinin uzaması gibi sağlık ve yaşam beklentilerinin yükseldiğinden bahseden TÜSAP Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, “Genç nüfusumuzla iftihar ederken yaşlanan nüfusumuzla ne yapacağız, demeye başladık. Doğurganlık oranımız hızlı bir şekilde düştü. Şu anda eşik değerde ama bu eşik değeri sadece, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun doğurganlık hızı ile sağlıyoruz. Ülkemizde ciddi bir iç göç ile bu dengeyi sağlıyoruz. Bu açıdan bağımlı nüfus çok hızlı bir şekilde artıyor. Bunlar geleceğe yönelik üzerinde çalışmamızı gerektiren konular” dedi. Tıbbi paradigmaların yeni ve değişen kavramlar ile yeniden şekillendiğini kaydeden Aydın, “Buna paralel olarak hastalık yükünün nasıl değiştiğini, buna bağlı harcamaların nasıl değişeceğini konuşmamıza gerek yok. Ancak düne kadar yoğun olarak tartıştığımız sağlık sigortacılığı ve özel sağlık sigortasının yanına şimdi aile sigortası ya da yaşlı bakım sigortası gibi yeni kavramların üzerinde tartışmaya başladık. İlaç tüketiminde hep bulaşıcı hastalıklara odaklandığımız için hastalıklarda doğal olarak ciddi bir antibiyotik fırtınası geçirdik. Ancak kronik hastalıklarla birlikte artık bundan sonra bizi bir kemoterapi fırtınası ya da sitotoksit ilaçlar fırtınası bekliyor. Dolayısı ile sektör ister istemez yönünü buralara döndürmeye başladı. Sağlıkta teknolojik gelişmeler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilerliyor. Bir yandan yerli sanayiyi destek gayretleri varken diğer yandan ithal ikameler hızla devam ediyor. Bunlar sağlık sektörümüze bir yandan hızlı bir şekilde kolaylaştırmalar sağlarken ciddi bir mali yük de getiriyor” şeklinde konuşmasını sürdürdü.

“Geleceğe yönelik bir duruş almak zorundayız”
Konuşmasında güçlü bir iradeyle birlikte sağlıkta dönüşüm ile radikal reformlar yapıldığını belirten TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Vural Kavuncu, “Bugün artık yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı. Ülkenin demografik yapısı, beklentiler ve ihtiyaçlarda değişiklik ve dünyanın yol aldığı bir atmosferde bizler de yeni hedefler belirleme ihtiyacındayız. Bugün dünya artık biyoteknolojiyi, kök hücreyi, dönüşümsel tıbbı, telerobotik sistemleri, uzaktan muayene sistemlerini tartışır hale geldi. Biz de geleceğe yönelik bir duruş almak zorundayız” şeklinde konuştu.

Zirvede ayrıca 2017 TÜSAP Vizyon Toplantılarının Raporları sunuldu
54katılımcı ile gerçekleşen TÜSAP Zirvesinde, geçmiş 4 TÜSAP Toplantısına ilişkin raporlardan ‘Sağlık Teknolojileri’ raporu Volitan Consulting CEO’su Türkay Ufuk Eren moderatörlüğünde, ‘Sağlık Hizmet Sunumu’ raporu Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci moderatörlüğünde , ‘İlaç ve Eczacılık’ raporu İEİS Genel Sekreteri Turgut Tokgöz moderatörlüğünde ve ‘Sağlık Finansmanı’ raporu Üniversite Hastaneleri Birliği Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Haluk Özsarı moderatörlüğünde katılımcılarla paylaşıldı.