TÜSAP Dijital Toplantısında COVID-19 Sonrası Yeni Dönemde Normalleşme Konuşuldu

TÜSAP’20 Dijital Toplantısı, “COVID-19 Sonrası Yeni Normalde Sağlık Sistemi” teması ile yapıldı. Türkiye’nin pandemi sürecinde başarısından bahsedilen toplantıda veri odaklı yönetimin başarıdaki rolüne dikkat çekildi.

TÜSAP Dijital Toplantısı, 5 Haziran 2020’de “COVID-19 Sonrası Yeni Normalde Sağlık Sistemi” teması ile gerçekleşti. Sağlık sektörünün liderlerini buluşturan toplantıya kamu, özel sektör, akademisyenler ve STK yöneticilerinden temsilciler katıldı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık Gıda Politikaları Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Nüket Küçükel Ezberci, Dr. Ümmü Gülşen Öztürk ile Zümrüt Begüm Ögel, Cumhurbaşkanlığı Bilim Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Osman Coşkun, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politika Kurulu Üyeleri Hakan Yurdakul ile Prof. Dr. Servet Bayındır, Sağlık Bakanı Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Sağlık Bakanlığı Strateji Başkanı Dr. Abdulvahit Sözüer gibi sağlık sektörünün geleceğine katkı sunan önemli isimler bir araya geldi.

Bayer ve Radkor’un destek partnerleri olarak yer aldığı toplantının açılış konuşmasını TÜSAP Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Aydın yaptı. TÜSAP Yürütme Kurulu Üyesi Ufuk Eren’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Harvard Üniversitesi Küresel Sağlık Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rifat Atun, Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Bölüm Şefi Prof. Dr. Utkan Demirci ve Londra Kuzey Batı Sağlık Hizmetleri Imperial Collage Danışmanı Prof. Dr. Naim Kadıoğlu ana konuşmacı olarak yer aldı.

“Türkiye pandemi sürecini başarılı yönetti”
Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe

Türkiye’de ilk vaka Mart ayında görülmekle birlikte COVID-19 ile 6 aydır uğraştıklarına değinen Sağlık Bakanı Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, “Bu bir acil durumdu, bir krizdi. Acil durumlarda en önemli şey acil durumlara hazırlıktır. Türkiye’de esasında bu duruma çok önceden hazırdı ve bu nedenle Sayın Bakanımızın Başkanlığında başarılı bir süreç yürütüldü” dedi. Türkiye’nin sağlıkta çok güçlü bir dijital altyapısı olduğuna dikkat çeken Meşe, “Biliyoruz ki akademide gözlemin çok büyük bir önemi yoktur. Veri ile konuşmak gerekiyor. Dolayısı ile biz şanslıyız. Çok güçlü bir dijital altyapımız, Big data’mız var ve veri ile konuşuyoruz. Dijital sistemde çok güzel datalara ulaşılıyor. Bu dataları değerlendirdiğimizde şu an tedavide en başarılı yöntemi bilmemiz gerekiyor. 160 bine yakın ciddi oranda hasta verisi mevcut. Bunların da ilaca ve tedaviye erişiminde hiçbir şekilde sıkıntı yaşamadı. Nerede olunursa olunsun, karayolu, havayolu, uçak ambulansla olsun tedaviyi gönderdik. Gerek ilaçlar, gerek plazma tedavisi ve kök hücre tedavisi olsun dünya ne kullanıyorsa Türkiye’de bu süreçte kullandı” şeklinde konuştu.

Türkiye’de pandemi sürecinde kamunun etkinliğine değinen Bakan Yardımcısı Meşe, böyle bir pandemi sürecinde herkesin tedaviye erişebilmesinin sağlık hizmetlerinde kamu ağırlıklı olmakla mümkün olabileceğine dikkat çekti. Koronavirüs’ün bir anda yok olmayacağını ve hayatımızdan çıkmayacağını söyleyen Meşe, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte Ar-Ge’sini geliştirerek ilaç, ilaç ham maddesi, tıbbi cihaz gibi alanları daha da güçlendirerek kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesi için çalışmaların devam ettiğini belirtti.

“Veri odaklı pandemi yönetimi gerçekleştirdik”
Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci

Türkiye’nin pandemi sürecindeki başarısının arkasında yatan altyapı ve dijital sistemler hakkında bilgi veren ve veri odaklı pandemi yönetimi üzerine konuşma yapan Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Halk Sağlığı Yönetim Sisteminden bahsederek vaka takibi, temaslı takibi, filyasyon süreci, evde yada yurtta izlem, test ve tetkik detayları, tedavi detayları ve e-Nabız entegrasyon süreçlerinde yapılan uygulamalar hakkında bilgi verdi. Filyasyon ve İzolasyon Takip Sistemi’nden İlaç Takip Sistemin’e, Korona Önlem web sitesinden mobil uygulamasına, 184 SABİM Hattı’ndan COVID 19 Klinik Karar Destek Sistemi’ne, HSYS ile Ölüm Bildirim Sistemi’nin entegrasyonundan sağlık çalışanlarına psikolojik destek veren RUHSAD mobil uygulamasına, COVID-19 Proje Veri Tabanı’ndan test sonuçlarının e-Nabız üzerinden gösterilmesine kadar geniş konu başlıkları altında pandemi sürecinin veri üzerinden yönetimine ilişkin bilgi paylaşımları yaptı.
15 milyon kişinin indirdiği Hayat Eve Sığar Uygulaması ile Tele-sağlık hizmetleri için Mobil Doktor Uygulaması gibi Sağlık Bakanlığı’nın etkin ve başarılı uygulamalarından da bahseden Birinci, Türkiye ve Dünya’daki tüm COVID-19 istatistiklerini SİNA’da görselleştirdiklerini ve anlık karşılaştırmalarla süreci optimize ettiklerini anlattı.

“Türkiye ilerlemek için bilim yaratan bir ekonomi konumuna gelmeli”
Harvard Üniversitesi Küresel Sağlık Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rifat Atun

Pandemi sürecinin dünyada getirdiği yeni değişimlerde Türkiye’nin pozisyonunun ne olacağının önemine dikkat çeken Harvard Üniversitesi Küresel Sağlık Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rifat Atun, sağlık sistemlerinde yenilik konularına vurgu yaptı. Sağlık teknolojilerinde yenilik anlamında micro testing Lab-on-a-chip, big data, decision sciences gibi büyük değişiklikler olduğu halde sağlık hizmetlerinde bu değişimlerin pek görülmediğini ifade etti.
İlerlemek için güçlü bir ekosistem kurarak bilim yaratan bir ekonomi konumuna gelmek gerektiğine işaret eden Atun, “Türkiye’nin tüketici değil üretici ve bilim yaratan ülke olması için üniversite, özel sektör ve sağlık sistemi birlikte çalışması ve araştırma ve geliştirme ile birlikte inovasyonun sağlık sisteminde uygulanması gerekiyor. Bu üç oluşum birarada olursa güçlü bir ekosisem oluşur ve inovasyon için ortam sağlanır” diye konuştu.

“Yeni inovasyonları ürüne dönüştürmeye yönelik stratejiler izlemek gerekiyor”
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Bölüm Şefi Prof. Dr. Utkan Demirci

Pandemi sürecinde gelişmekte olan ülkeler için tasarlanan ucuz tabanlı ve düşük maliyetli inovatif teknolojilerin çok hızlı bir şekilde tüm dünya ülkelerinin ihtiyacı haline dönüştüğüne dikkat çeken Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Bölüm Şefi Prof. Dr. Utkan Demirci, Türkiye’nin uluslararası inovasyon gruplarının bir parçası olması gerektiğini vurgu yaptı. İnovasyon üretme ve bu yeni inovasyonları ürüne dönüştürmeye yönelik stratejiler izlemek gerektiğini söyleyen Demirci, “Dünyadaki önde gelen araştırma hub’larının bir olmak gerekiyor. Türkiye’nin değerli bilim insanları ve araştırma kuruluşları var. Belli enstitülerin ve araştırma merkezlerinin buralarda yerini alması gerekiyor. COVID konusunda bu şekilde yapılandırmalar olurken bu trenin içinde olmak gerekiyor. Maske ve ventilatör üretmek çok güzel ancak dünyanın kullanacağı inovatif ürünler konusunda bir adım, iki adım sonraki vizyonumuzu araştırma ile pekiştirip sistemler kurmak gerekiyor” diye konuştu.

“Türkiye’nin başarısı tesadüfi değil”
Londra Kuzey Batı Sağlık Hizmetleri Imperial Collage Danışmanı Prof. Dr. Naim Kadıoğlu

Türkiye’nin COVID-19 sürecinde büyük başarı gösterdiğine ve bunu Dünya’ya en iyi şekilde anlatması gerektiğine dikkat çeken Londra Kuzey Batı Sağlık Hizmetleri Imperial Collage Danışmanı Prof. Dr. Naim Kadıoğlu, bu başarının tesadüfi olmadığı ve 2003 yılında başlayan sağlık reformlarının bir sonucu olduğunu söyledi.
İnsana ve bilime yatırım yaparak Türkiye’de birinci basamak sağlık hizmetlerini daha da güçlendirmek ve uluslararası ses getirecek klinik araştırmalar ve çalışmalar yapmak gerektiğine değinen Kadıoğlu, genom ve kişiye özel tedaviler konusunda da yol almak gerektiğine işaret etti.

“Yeni dönemin yeni normalleri ve yeni normları oluşacak”
TÜSAP Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Aydın

COVID-19’un herkesin hayatını ve belki kiminin hayat felsefesini değiştiren bir dönüm noktası olduğunu söyleyen TÜSAP Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, “Uluslararası ilişkilerden aile içi ilişkilere kadar kişileri etkileyecek yeni dönemin yeni normalleri ve yeni normları oluşacak” dedi.
COVID-19’u II. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyayı ilgilendiren ve tüm dünyanın aynı noktaya odaklandığı yeni bir olay olarak niteleyen Aydın, “Şu ana kadar 6 Milyon kişi enfekte oldu ve son 6 ay içinde ölü sayısı 400 bine ulaştı. Sağlıktan eğitime, turizminden kültüre kadar tüm sektörler etkilenmiş ve dünya ekonomisi küçülmüş, dünden bugüne ülkeler arasında duruşlar ya da dayanışmalar çok değişmiş durumdadır. Yeniden farklı kombinasyonlar oluşmaya başladı ve hastalıkla birlikte arka planda ekonomik savaşlar farklı bir şekle bürünüyor. Tüm ülkeler ve toplumlar kendi krizlerini yönetmenin mücadelesini veriyor. Bu bir yandan mevcut hastalıkla mücadele ve ölümleri azaltma ancak diğer yandan ülkenin ekonomik mücadelesini ve refah düzeyini ayakta tutma şeklinde yürüyor. Bu açıdan güçlü bir dayanışma içinde görünüyoruz ama arka planda çetin bir rekabet gidiyor” diye konuştu.